Yüreğime dokunan yüreğin, bütün benliğimi kor kor yakacak ve içli bir kemanın tellerinde dile gelen nağmeler gibi yüreğim çaresizce sızlayacak.
Birbirinden uzak iki farklı şehirde, kaderin zaman ve mekân dinlemeden birbirine yaklaştırdığı, yaşamın tüm zorluklarına inat kendimize sevda dolu küçücük bir dünya yaratmış iki candık biz.
Sevdik… Sevildik… Beraber ağlayıp beraber güldük.
Ne çok şey paylaştık seninle yan yana olamasak bile. Bil ki! Çok sevdim seni...
Varlığına hasret bırakan yokluğunu sevdim, Göremediğim gözlerini, dokunamadığım tenini, öpemediğim dudaklarındaki tebessümü sevdim. Seninle üzülmeyi, seninle sevinmeyi sevdim... Her sabah yokluğunla harmanlanan günü yaşamayı sevdim. Gecenin kör bir karanlığında adını haykırarak kan ter içinde uyanmayı, üzerime yağan yağmuru, tenimi bıçak gibi kesen soğuğu sevdim. Seni sen olduğun, beni ben yaptığın için sevdim.
Yanımda olmadığın her bir gün için bir tohum ektim yüreğime ve şimdi binlercesi yeşile bürünebilmek için senin gelişini beklemekte...
Biliyorum… Söylemiştin. Geleceksin! Ve Geldiğinde yüreğimi esir edip yüreğine, tekrar gideceksin. Olsun, senden gelecek ne varsa razıyım. Yeter ki gel...
Geldiğinde, yüreğime ektiğim her bir tohum, filizlenerek bir orman misali tüm bedenimi kaplayacak, ve yeşilin getirdiği huzura kavuşan yüreğim yaşamak, var olmak nedir tekrar anlayacak. Umudumu bağladığım karanlık yollar aydınlanacak, güneş bir başka doğacak… Ve işte o gün aynı toprağa ayak basıp, aynı yollarda yürüyeceğiz, aynı iskeleye oturup, martılara el sallayacağız…
Gün batımında, sevdamızın rengi gibi kızıla bürünen ay’ı denizin karanlık sularında söndürüp, yıldızları avucumuzda kaydıracağız…
Sonra… Sonra acı son tekrar başlayacak ve sen yine gideceksin. Biliyorum bu gelişler ve gidişler hiç bitmeyecek…
Yüreğime dokunan yüreğin, bütün benliğimi kor kor yakacak ve içli bir kemanın tellerinde dile gelen nağmeler gibi yüreğim çaresizce sızlayacak. Tüm bedenim alev alev mahşer yeri gibi yanacak, sevdadan yana ne varsa kül olacak ve toz duman bütün bedenime savrulacak.
Uğruna adadığım gençliğim, Aklıma her düştüğünde göz pınarlarımdan süzülen siyah inci taneleri, Hasretinle yanıp kavrulmuş bedenim, Sevmelerin, sevişmelerin, Sensizken içime gömdüğüm sessiz çığlıklarım, Seni beklerken zamana esir olmuş dakikalarım, hepsi senin olsun… Kirpiklerimde asılı kalan yaşayamadığım sevdamın hatırına, Yokluğuna dayanabilmem, pranga giymiş bedenimi avutabilmem ve son nefesimi verirken bile adını haykırabilmem için, hasretine tutsak olmuş yüreğimi, Sen giderken bana bırak…
Yalnızlığın kıyısındayımSenden,kendimden iyice uzaklaştımAşkına muhtaçken yokluğuna kucak açtımBilerek yapmadım,ya da yapmadın...Yüreğim; yorgun bir çocuk şimdiBütün umutları senle birlikte gittiHayallerim sensizliğin başlangıcıyla bittiBakma güçlü görünmeye çalıştığımaAyaklarım sağlam basmıyor yereVe sensizlik çelme takıyor adımlarımaKeşke... keşke çıkmasaydın bu amansız yolculuğaBiliyorum dönmeyeceksin bir daha banaGittin her şeyimle bittimGit güle güle BIRAK ÜŞÜSÜN YÜREĞİM
16 Ocak 2009 Cuma
2 Ocak 2009 Cuma
SİSLER İÇİNDE İNSANLAR....
Bir büyük kır bu dünya:
Gece vakti ıssız kır cin peri.
Bir baş uzanır gibi karanlıktan,
Gün ortası biri selam verip geçer,
Düşünürüm kimdi.
Tenha sokaklarda giderken yalnız,
Durdurur bir başkası beni dalgınlığımda;
Sallanır iki el, anlatır bir ağız,
Kırık dökük sözler kalır akılmda
Görüşelim, siz şimdi nerdesiniz?
Sisler içinde insanlar, çoğu yakınken uzak;
Bir yerden tanıyorum, ama nerden?
Ardından bakarım, köşeyi döndü mü yok
Bir yarım rüzgar değer gider yüzümeEski bahçelerden.
Uykuların eşiğinde aynı şey
Yılların ötesinden biriSisler içinde seslenir:
Hatırla!Gölgeler gibi erir uzatsam ellerimi,Buğularda.
Sisler içinde insanlar, gün ortası, geceleyin;
Hangisi gerçek, hangisi düş, şaşırdım.
Daha demin vardı, şimdi birdenbire yok
Issız bir kır akşamı bu benim yaşadığım.
Gece vakti ıssız kır cin peri.
Bir baş uzanır gibi karanlıktan,
Gün ortası biri selam verip geçer,
Düşünürüm kimdi.
Tenha sokaklarda giderken yalnız,
Durdurur bir başkası beni dalgınlığımda;
Sallanır iki el, anlatır bir ağız,
Kırık dökük sözler kalır akılmda
Görüşelim, siz şimdi nerdesiniz?
Sisler içinde insanlar, çoğu yakınken uzak;
Bir yerden tanıyorum, ama nerden?
Ardından bakarım, köşeyi döndü mü yok
Bir yarım rüzgar değer gider yüzümeEski bahçelerden.
Uykuların eşiğinde aynı şey
Yılların ötesinden biriSisler içinde seslenir:
Hatırla!Gölgeler gibi erir uzatsam ellerimi,Buğularda.
Sisler içinde insanlar, gün ortası, geceleyin;
Hangisi gerçek, hangisi düş, şaşırdım.
Daha demin vardı, şimdi birdenbire yok
Issız bir kır akşamı bu benim yaşadığım.
AŞK CESARET İSTER....
Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum, yapma allah aşkına! Ya hep kal benimle yada söz etme gidişlerden, yada silinsin isminde cismin de...
Oynama benimle, dengemi bozuyorsun.
Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen...
Bittiyse heyecanın bileyim ben de. 'seni çok seviyrum' diye başlayan ve 'Ama..' ile devam eden cümleleri duymakan bıktım.
Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin. Üstelik bir cümlede 'Ama' varsa bir önceki yargının hiç bir hükmü yoktur. '
Seni çok seviyorum ;ama, birlikte olmamız imkansız ... İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir. Bahanelerin arkasına sığınma.
İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum. Böylemisin sen de?
Gerçekten gitmek mi istiyorsun?
Yürekli ol biraz, hadi konuş. Söylemek istediğin ne varsa. İki çift sözü haketmedimi bu aşk? Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok?
Ah ben, niye yanılıyorum hep? Niye tam "işte bu" dediklerim sömürüyor aşkımı? Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı?
Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum. Bu devrin insanı değilim ben.
Oyun çeviremiyorum,hesap yapamıyorum.
Bana ait olmayan kişilere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum.
İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, ve hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz.
İyide hep beni mi bulacak bunlar? Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiç bir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşe bileceğini.
Sen gözlerini kapıyorsun, sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun.
Her şey senin çevrende şekillenmeli, ve herşey sana göre düzenlenmeli.
Beceremiyorum, kusura bakma .
Aşk, tam teslimiyet ister, Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın.
"Bir yanım dışarda kalsın" dediğin noktada aşkı boğarsın.
Yok edersin o güzelim duyguyu.
BU YÜZDEN HEP CESURLARIN İŞİDİR AŞK..
Kaçışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez.
Aşk; saf, duru insanları sever. Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz.
Arınmalısın.
En saf, en duru halinle dönmelisinki yaşaya bilesin aşkı.
Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş..
SENİN YOLUN AÇIK OLSUN, BIRAK AŞK BANA KALSIN.....
Oynama benimle, dengemi bozuyorsun.
Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen...
Bittiyse heyecanın bileyim ben de. 'seni çok seviyrum' diye başlayan ve 'Ama..' ile devam eden cümleleri duymakan bıktım.
Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin. Üstelik bir cümlede 'Ama' varsa bir önceki yargının hiç bir hükmü yoktur. '
Seni çok seviyorum ;ama, birlikte olmamız imkansız ... İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir. Bahanelerin arkasına sığınma.
İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum. Böylemisin sen de?
Gerçekten gitmek mi istiyorsun?
Yürekli ol biraz, hadi konuş. Söylemek istediğin ne varsa. İki çift sözü haketmedimi bu aşk? Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok?
Ah ben, niye yanılıyorum hep? Niye tam "işte bu" dediklerim sömürüyor aşkımı? Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı?
Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum. Bu devrin insanı değilim ben.
Oyun çeviremiyorum,hesap yapamıyorum.
Bana ait olmayan kişilere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum.
İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, ve hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz.
İyide hep beni mi bulacak bunlar? Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiç bir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşe bileceğini.
Sen gözlerini kapıyorsun, sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun.
Her şey senin çevrende şekillenmeli, ve herşey sana göre düzenlenmeli.
Beceremiyorum, kusura bakma .
Aşk, tam teslimiyet ister, Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın.
"Bir yanım dışarda kalsın" dediğin noktada aşkı boğarsın.
Yok edersin o güzelim duyguyu.
BU YÜZDEN HEP CESURLARIN İŞİDİR AŞK..
Kaçışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez.
Aşk; saf, duru insanları sever. Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz.
Arınmalısın.
En saf, en duru halinle dönmelisinki yaşaya bilesin aşkı.
Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş..
SENİN YOLUN AÇIK OLSUN, BIRAK AŞK BANA KALSIN.....
HAYATINIZ ANILARDAN İBARET ....
Küçücük adımlarla başlarsın geleceğine büyük korkuların vardır içinde yenemediğin avuçlarının arasında san agüven veren bi el vardır.Bilrsin artık düşmiyceğini kayıtsız şartsız güvenirsin ona Anne diye seslenirsin ona ama bilirisno hayatının kahramanıdır aslında.
Sen büyük adımlar attıkça onunda adıları büyür sen koşmaya başladıkça oda başlar hep seninledir ve seni koruyucağını bilrisin o yüzden cesur atarsın adımlarını bi zaman sonra adımlarını daha büyük atarsın ondan kaçmak için korunmaktan sıkıldığın için düşerek büyümek istersin kanatarak dizlerini öğrenmek istersin ama aslında sende bilirsinki kanayan yaralarını temizliyecek sadece o kahramandır.En kuytu köşeye gidersin ağlamak için kimi zaman öyle çok kanarki bedenin temizleyemezsin yaralarını içindedir yaralar büyümeye başlamışsındır.O anda bile içindeki yarayı temizliyemese bile seni en karanlık odada bulur ve gözünden akan yaşı siler yaranın kabuk bağlamasını sağlar.O öyle mükemmel bi kahtamandır işte onunla öğrenirsin hayatı doğruyu yanlışı büyümenin sadece boyunun uzaması olmadığını anlarsın zamanla anıların,hikayelerin birikir o zaman işte benim hayatım diyebileceğin hikayelerin olur seninde annenin sana anlattığı gibi sende anlatırsın sevdiklerine ve bilirsinki senin hayatın yanlızca sana ait değildir. Tek başına yaşıyamazsın hayatını benim hayatın dediğin hikayelerinde hep ailen,dostların,sevdiklerin,aşkların,acıların,mutlulukların en fazlada umutların vardır... Burda paylaşıcağımız yazılardada Hayattan kareler olucak senin hayatından, benim hayatımdan .......
Hayatta n kadar dost biriktirebilrsek o kadar çok anımız olur hayatı okadar dolu dolu yaşayabiliriz.Her zaman mükemmel olmak zorundayız sevdiklerimize karşı çünkü onlar kolay kazanılmıyor...
Sen büyük adımlar attıkça onunda adıları büyür sen koşmaya başladıkça oda başlar hep seninledir ve seni koruyucağını bilrisin o yüzden cesur atarsın adımlarını bi zaman sonra adımlarını daha büyük atarsın ondan kaçmak için korunmaktan sıkıldığın için düşerek büyümek istersin kanatarak dizlerini öğrenmek istersin ama aslında sende bilirsinki kanayan yaralarını temizliyecek sadece o kahramandır.En kuytu köşeye gidersin ağlamak için kimi zaman öyle çok kanarki bedenin temizleyemezsin yaralarını içindedir yaralar büyümeye başlamışsındır.O anda bile içindeki yarayı temizliyemese bile seni en karanlık odada bulur ve gözünden akan yaşı siler yaranın kabuk bağlamasını sağlar.O öyle mükemmel bi kahtamandır işte onunla öğrenirsin hayatı doğruyu yanlışı büyümenin sadece boyunun uzaması olmadığını anlarsın zamanla anıların,hikayelerin birikir o zaman işte benim hayatım diyebileceğin hikayelerin olur seninde annenin sana anlattığı gibi sende anlatırsın sevdiklerine ve bilirsinki senin hayatın yanlızca sana ait değildir. Tek başına yaşıyamazsın hayatını benim hayatın dediğin hikayelerinde hep ailen,dostların,sevdiklerin,aşkların,acıların,mutlulukların en fazlada umutların vardır... Burda paylaşıcağımız yazılardada Hayattan kareler olucak senin hayatından, benim hayatımdan .......
Hayatta n kadar dost biriktirebilrsek o kadar çok anımız olur hayatı okadar dolu dolu yaşayabiliriz.Her zaman mükemmel olmak zorundayız sevdiklerimize karşı çünkü onlar kolay kazanılmıyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
